23 Kasım 2010 Salı
ömerli barajı
ömerli barajına balıga gidiyoruz saat05:00 civarları göle yaklaştıkça müthiş bir sis tabakası bizi karşılıyor hemen iyi bir yer bulup oltalarımızı atmaya çalışıyoruz önceden hazırladıgımız küsbeli hamuru yaylı oltalara takıyoruz ignelerede mısır tanelerini biz bunları yaparken sis yavaş yavaş dagılıyor. Arkadaşla biraz dolaşmaya gidiyoruz 150-200 m ilerimizde yaşlı bir amca koca bir sazlık kümesinin önünde elinde zıpkın hareketsiz duruyor önce şaşırıyoruz bu adam ne yapıyor diyoruz biraz daha yaklaşıyoruz bize eliyle işaret ediyor ses çıkartmayın diye pür dikkat onu seyrediyoruz az sonra sazlıklar hareketlenmeye başlıyor koca bir sazanın sırt yüzgeçini görüyoruz kalbimiz küt küt atmaya başlıyor adamda hiçbir heyacan belirtisi yok pür dikkat zıpkınını balıga dogru dogrultmuş dogru anı bekliyor balık bir görünüyor bir kayboluyor biz sabırsızlanıyoruz neden zıpkınla atış yapmıyor diyoruz yaşlı amca biraz daha suyun içinde bekledikten sonra balık gözden kayboluyor ve amca çıkıp yanımıza geliyor hemen soruyoruz neden atmadın amca ben garanti olmadan atmam diyor peki birşey vurdunmu diyoruz bize biraz ilerdeki çuvalı gösteriyor hemen koşarak cuvalı açıyoruz gözlerimize inanamıyoruz koca bir sazan kuzu gibi yatıyor 10-15kg rahat gelir amcaya soruyoruz siz hep böylemi avlanırsınız evet diyor bizim köy hep böyle avlanır.
ilk levreğimi yakaladım
gecen cuma iş cıkışı baya moralim bozuldu. çünkü hava yağışlı ve çok soguktu. bu hafta balığa gidemeyecğimin moral bozukluguyla eve gittim. gözüm sürkli dışarda en ufak bi güneeş yada yağmurun durdugunu görsem kalkıp gideceğim. neyse bu sekilde saat 11.30 oldu. artık umudum kalmadı ve yatmaya hazırlanırken bir telefon. herzamanki yoldaşım, av arkadaşım eniştem. oda evde aynı durumdaymış ve bana napalım iye sormaK İÇİN aramış. fazla uzatmayayım sabah 4te yola cıkmaya karar verdik ve yattık. yattıık ama o benim onu uyandıracagımı düşünmüş bende onun
bir uyandım saat 8 olmuş
neyse aceleyle eniştem yeğenim ve ben yola cıktık. gideceğimiz yeri kaysrili arkadaşlar bilirler yamula barajı kuşçu tarafı. bir saat içinde avlanacağımız yere vardık oltaları attık dip oltaları, küspeli, yaylı, hepsinn birer tane attıktan sonra şamandıralı oltalarımızıda suya indirdik ve basladık beklemeye bu arada eniştemin komsusu doğan abide bize katıldı.bekle bekle balık yok saat 12 oldu yok, 3 oldu yok baktık olacak gibi değil en iyisi yerimizi değiştirelim dedik ve yürüme mesafesinde baska bi yere gittik. orda sadce şamandıralı ile alabalık ve levreğe yönelik atmaya basladık ama iki saat gecmesine ragmen yin bişiy yok. baya canımız sıkıldı.cay demledik yemek yedik derken saat aksam oldu hava karardı hala bişiy yok. bizim suratlar beş karış. tam toplanmaya karar veriyodukki bnim şamandırada ufak ufak bi kaç hareket farkettim. beyler benim oltaya vuruyo demeye kalmadı şamandıra cup suyun içine
hemn oltayı ani bi hareketle tam kitlenmesi için kaldırdım. ama olta sabitti. biryere takıldı galiba hissiyle kısa bi moral bozuklugundan sonra bird baktım misina hareket ediyo. ama bi kaç saniye içinde kendi kendime diyorumki; bu balık çok ağır sazan olamaz yem sazan yemi değil, alabalık olsa bu kadar hareketsiz olmaz, heralde ufak bi çapağa ttakıldıktan sonra bi ağaç parçasına takıldı öyle geliyo derken makarayı baya sarmışım.birde baktım suyun üzrinde kocaman bi balık yatıyo eniştem hemen kepçeyi daldırıp balığı aldı ve o kadar beklmenin sonundaki sevinçle ahmet levrek yakaladın, levrek yakaladın diye sevinç çığlıkları atıyodu
neyse balığa bi baktım abi tam 63 cm boyunda, 1870 gr bir levrek. benim kalbim o adrenalinle güm güm atıyo, eniştem sarılıp öpüyo filan. çok görmeyin abi tam 12 saat oldu balığa gideli, biz ilk balığımızı tam gitmye karar verdiğimiz zaman tuttuk
o levreğin hayecanına 1 saat daha oturduk ama başka bişiy alamadık.bugunkü kısmetimizde bu kadarmış diyerek yola koyulduk ve ewe döndük.
şimdi bidahaki cumayı iple çekiyoruz gidip aynı yerde avlanmak için.
şimdi bidahaki cumayı iple çekiyoruz gidip aynı yerde avlanmak için.
5 Nisan 2009 Pazar
Akşehir'deki tüfek tecrübem
2008'in yaz aylarında her sene olduğu gibi memleketim Akşehir'e dedemgile tarla işlerinde yardımcı olmaya gitmiştik.
Tarlada elimde tüfekle dolaşırken tepemden öveyk(güvercinin bir türü) alayları tur atmaya başladı. İki-üç el ateş ettim. Dört tane düştü. Elma tarlasında biraz ilerledikten sonra önümden bir bıldırcın kalktı. Önce biraz tırstım. Daha sonra bıldırcını takip ettim. 50 metre kadar ötüme kondu. Bıldırcına ustalıkla yaklaşarak. Kaldırdım. Ve tetiğe dokundum. Bir baktımki bıldırcın tepe taklak aşağıda. Hemen bıldırcının yanına koştum. Bıldırcın hala hareket ediyordu.
Bıldırcını elime alarak bıçakla kestim. Daha sonra bıldırcını alarak eve gittim.
Ve akşam olduğunda mangal keyfi ile bıldırcını ve diğer kuşları afiyetle yedim.
BATURALP DOĞAN
Tarlada elimde tüfekle dolaşırken tepemden öveyk(güvercinin bir türü) alayları tur atmaya başladı. İki-üç el ateş ettim. Dört tane düştü. Elma tarlasında biraz ilerledikten sonra önümden bir bıldırcın kalktı. Önce biraz tırstım. Daha sonra bıldırcını takip ettim. 50 metre kadar ötüme kondu. Bıldırcına ustalıkla yaklaşarak. Kaldırdım. Ve tetiğe dokundum. Bir baktımki bıldırcın tepe taklak aşağıda. Hemen bıldırcının yanına koştum. Bıldırcın hala hareket ediyordu.
Bıldırcını elime alarak bıçakla kestim. Daha sonra bıldırcını alarak eve gittim.
Ve akşam olduğunda mangal keyfi ile bıldırcını ve diğer kuşları afiyetle yedim.
BATURALP DOĞAN
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)